Bayburt
Doğaltaş Sektöründeki Sorunlar Ve Çözüm Yolları
(1)
İlimiz Mermer ve Doğaltaş
sektöründe yaşanan tarihsel gelişimini önceki
sohbetimizde kısa da olsa belirtmiştik. Gerçi
sohbetimizde birçok konuya ucundan ufacık da
olsa dokunmuştuk… Ancak atalarımızın dediği
gibi “Dert bir değil ki Elvan Elvan “ …..
Bugün İlimiz Mermer
ve Doğaltaş sektörünün içinde bulunduğu sorunları
ve çözüm yollarını profesyonel yaklaşımlarla ele
alarak ve 2 genel başlık altında sırlayarak konuya
girelim istiyorum.
1 ) RESMİ VEYA RESMİ
OLMAYAN KURUM VE KURULUŞLARIN MADEN KANUNU VE
YÖNETMELİKLERİNE GETİRDİĞİ YORUMLAMALARDAN KAYNAKLANAN
SORUNLAR.
2) ÜRETİCİLERDEN
KAYNAKLANAN SORUNLAR.
Sıralamamıza sağdık
kalarak öncelikli olarak ilimizde ki Resmi Kurum
ve Kuruluşların, Maden Kanunu ve Yönetmeliklerine
getirdiği yorumlamalardan kaynaklanan sorunlardan
başlamak istiyorum…
Ülkemizde Resmi
Kurum ve Kuruluşlar , bağlı oldukları bakanlıklar
tarafından çıkarılan kanun,genelge ve yönetmelikler
çerçevesinde hareket etmektedir.
Buna devlet hiyerarşisi veya bürokrasinin genel
tanımı da diyebiliriz.
Bazı kanun, genelge
veya yönetmelikler ise aynı anda, birden fazla
bakanlığın iştigal konusu içerisine girebilmektedir.
Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğini
de bu kapsam içerisinde değerlendirebiliriz.
4.6.1985 tarihli
ve 3213 sayılı Maden Kanunu, 26.05.2004 tarih
ve 5177 sayı ile değiştirilerek günümüz şartlarına
uyumlu hale getirilmeye çalışılmıştır.Bu uyum
çalışmaları devam ederken İlimizde de sektörün
canlanması ile çeşitli sorunlar ortaya çıkmaya
başlamıştır. Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden
dolayı işletmelerin açılması ile ilgili olarak
konuyla direk veya endirek ilişkili kuruluşlar
bile ne yazık ki ilgili kanun ve mevzuatlardaki
yetki ve sınırlarını bilmeden hareket etmeye başlamışlar
hatta bu kuruluşlardaki görevlilerden bazıları
daha da ileri giderek kimi ocakların çevresinde
bulunan halkımıza “ŞİKAYET EDİN KAPATALIM” şeklinde
telkinlerde bulunmaya başlamışlardır.
Tabi ki bunlar basit,seviyesiz
telkinler olup yetki ve sorumluluklarını bilmeyen,
üstelik teknik eleman sıfatı taşıyan cahiller
tarafından yapılmıştır. Bu telkinleri yapanlara
duyarlı halkımız tarafından hak ettikleri tarzda
gerekli cevaplar verilmiştir.
Bu çirkin olay, çevre illerdeki rakipleriyle ,içinde
bulunduğu olumsuz şartlara rağmen rekabet etmeye
ve ayakta durmaya çalışan sektörümüzün nelerle
uğraştığı konusunda da iyi bir örnek teşkil etmektedir.
Şu
konu tüm halkımız tarafından iyi idrak edilmelidir
ki;
Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak
bulunan, ekonomik ve ticarî değeri olan petrol,
doğal gaz, jeotermal ve su kaynakları dışında
kalan her türlü madde bu Kanuna göre madendir.(Maden
Kanunu Madde2)
Madenler
Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, içinde
bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir.
(Maden Kanunu Madde4)
Maden arama faaliyetleri, bu Kanunda (Maden kanunu)
sayılanlar dışında herhangi bir izne tâbi değildir.
İşletme faaliyetleri ise, bu Kanuna göre Bakanlıkça
(Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı) çıkarılacak
yönetmeliğe göre yürütülür.
(Maden Kanunu Madde7-6.paragraf)
Demek oluyor ki
yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin işletilme
hakkı tamamen Devletimizin hüküm ve tasarrufundadır.
Şahsi veya kurumsal kullanım haklarımızın (Tapu,Kira
kontratı vs. belgeler) olması yeraltı veya yerüstü
zenginliklerinin işletilmesi hakkını vermediği
gibi işletenleri engelleme gibi bir hakta vermemektedir.
Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde
tüm detaylarıyla bu işlemlerin nasıl olacağı belirtilmiştir.
İlimizdeki Resmi veya Resmi olmayan Kurum ve Kuruluşlar
ile bu kuruluşlarda çalışan personel şu konuyu
iyice idrak etmelidirler ki;
Bu
Yönetmeliğin amacı, 3213 sayılı Maden Kanununun
7 nci maddesinde belirtilen alanlarda madencilik
faaliyetlerinin hangi esaslara göre yürütüleceği
ve bu esaslarla ilgili olarak bakanlıklar ve diğer
kamu kurum ve kuruluşlarının vereceği izinlere
dair usul ve esasları düzenlemektir.(Madencilik
Faaliyetleri İzin Yönetmeliği Madde-1)
Bu
Yönetmelik, orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma
alanları, kara avcılığı alanları, özel çevre koruma
bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat
anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit
alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil
şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları
ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim
bölgeleri, askerî yasak bölgeler, imar alanları
ve mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerinin
çevresel etki değerlendirmesi, gayrisıhhi müesseseler
ile ilgili hususlar dahil hangi esaslara göre
yürütüleceğini kapsar.(Madencilik Faaliyetleri
İzin Yönetmeliği Madde-2)
Madenlerin
aranması ve üretilmesi ile ilgili faaliyetlerde
alınması gereken izinlerde uygulanacak usul ve
esaslar, bu Yönetmelik hükümlerine göre yürütülür.
(Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği Madde-5-1.Paragraf)
Bakanlıklar
ile kamu kurum ve kuruluşları, madencilik faaliyetleri
için bu Yönetmelik kapsamında izin verme ve süre
uzatılmasına ilişkin görev ve yetkilerini kullanırken,
kanunlarında, uluslararası sözleşmelerde ve bu
Yönetmelikte öngörülmemiş ise başka kuruluşların
görev, yetki ve sorumluluk alanına giren hususlara
dayalı olarak işlem yapamaz. (Madencilik
Faaliyetleri İzin Yönetmeliği Madde-5-2.Paragraf)
Bakanlıklar
ile kamu kurum ve kuruluşlarınca, bu Yönetmelik
hükümlerinde belirtilen haller ve diğer kanunların
ilgili hükümleri dışında, madencilik faaliyetleri
engellenemez ve çıkarılacak yönetmeliklerde bu
Yönetmelikte belirtilen kısıtlamaların dışında
bir kısıtlama getirilemez.
(Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği Madde-5-3.Paragraf)
Bakanlıklar
ile kamu kurum ve kuruluşlarının çıkaracağı madencilik
faaliyetlerini etkileyen mevzuatın düzenlenmesinde,
Bakanlığın(Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı)görüşü
alınır. (Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği
Madde-5-5.Paragraf)
Çeşitli bakanlıklara
ait, Maden işletmeciliği ile paralellik teşkil
eden kanun, genelge veya yönetmelikler olsa da
, bu konuda ilk merci Maden İşleri Genel Müdürlüğü
olup, uyulması gereken kanun Maden Kanunu, ilgili
yönetmelik ise Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğidir.
Bu yönetmeliğin
çıkarılmasının nedeni, Madencilik faaliyetleri
ve bu konuda gerekebilecek izinler hakkında yaşanabilecek
sorunların ortadan kaldırılmasıdır.
Yukarıda sıralanan kanun maddelerinde sanırım
her şey açık ve yoruma gidilmeyecek şekilde detaylandırılmıştır.
Bu maddelerin dışında yapılabilecek uygulama veya
taleplerin suç teşkil edeceğini de burada hatırlatmak
isterim.
Şimdi Madencilik
(yukarıdaki tanımlamada mermer ve doğal taşlarda
maden kapsamındadır) faaliyetlerinde izlenmesi
gereken yolu anlattıktan sonra birde ilimizdeki
uygulamalara bakalım ve sonuçlarını değerlendirelim….
Hepimizin bildiği
gibi, ilimizde çıkarılan Mermer,Traverten,Tüf,Onix,Granit
ve Bazalt gibi Doğaltaşları işleyecek tam teşekküllü
bir fabrika mevcut değildir. Bu nedenle Arama
Ruhsatı sahibi olan bir işletmeci bile , araştırma
yaptığı ürün hakkında KESİM, CİLA ALMA vs. gibi
inceleme sonuçlarını irdeleyebilmek için komşu
illerdeki fabrikaları kullanmak zorundadır. Bu
konuda herhangi bir cezai duruma düşmemek için
de Maden İşleri Genel Müdürlüğünden sevk irsaliyesini
alması gerekmektedir.
Keza böyle bir durum
olmasa dahi Maden Kanununun ilgili maddelerinde
belirtildiği gibi, Arama ruhsatına sahip işletmeci
talep ederse irsaliye alabilmektedir.
İrsaliye alma zorunluluğu ve GSM (Gayrisıhhi Müessese)
izni ,İşletme Ruhsatlarını bağlamakta olup Arama
ruhsatlarında GSM izin zorunluluğu yoktur.Ancak
her ne suretle olursa olsun Maden İşleri Genel
Müdürlüğünden irsaliye talep edildiğinde, öncelikle
ilgili kuruma GSM izini için başvurduğunuza dair
yazı ve akabinde de GSM izin belgesi istenmektedir.
Gelin görün ki ,
bırakın GSM izin belgenizi almayı , başvurduğunuza
dair yazının bile alınması ne mümkün….
Önünüze çıkarılan
içişleri bakanlığı mevzuatları, bu mevzuatta yer
alan kira kontratları, Emilsiyon raporları, İtfaiye
raporları,İl Genel Meclisinin almış olduğu karar
neticesinde Harç Bedeli vs.vs. Bunlar yetmezmiş
gibi 2006 yılından beri sanki hiçbir üretici yazı
yazmamış, başvuruda bulunmamış, İl Genel Meclisinin
aldığı Kararın yanlışlığını belirtmemiş gibi bir
yıl aradan sonra 2007 yılında verilen cevabi yazılar….
İşte insan artık bu noktada diyor ki “ Bu yapılanlar
hüsnüniyetli değil….. Ard niyetli olarak yapılıyor..Ama
Neden?”
Siz yatırımcı olarak
öz memleketinizde yatırım yapmanın , istihdam
oluşturmanın, yer altı ve yerüstü zenginliklerini
çıkartarak Ülkenize , İlinize döviz getirmenin
, ekmek parası kazanmanın derdindesiniz, kimileri
ne kadar çok kanunları bildiğini göstermenin ,
kimileri ise idarelerine gelir elde etmenin derdinde………Nafile
her şey….
Siz o kadar anlatmaya çalışın ki yukarıda sıralanan
Kanun ve Yönetmeliklere göre böyle bir şey yapamayacaklarını,
Sektörel olarak çevre illerdeki üreticilerle yarışmak
zorunda olduğunuzu, Kalifiye işçi bulunamadığından
dolayı dışarıdan gelen işçilerin istedikleri çok
yüksek ücretleri, Mersin limanına olan uzaklığınızı,
Trabzon limanındaki konteyner kiralarının Mersin
limanından 2-3 kat pahalı olduğunu ve Boğazlardan
gemi geçişlerinde alınan 2.vergiden dolayı müşterilerin
Trabzon limanını tercih etmediklerini…..
O kadar anlatmaya
çalışın ki, girdi maliyetlerinin fazlalığından
ve çalışma mevsimin kısalığından dolayı dezavantajlara
sahip olduğunuzu, bu nedenle desteklenmeniz gerektiğini…..
O kadar anlatmaya
çalışın ki, kira kontratı diye bir şeyin istenemeyeceğini,
Ocak işletmeciliği ile kapalı bir dükkan veya
lokanta işletmesinin aynı kategoride değerlendirilmesinin
yanlış olduğunu, Kapalı mekan işletmeciliğinde
istenebilecek belgelerin sizden istenemeyeceğini,
ilgili mevzuatı,kanunu ve yönetmeliği o kadar
okuyun ki…
Her şey boşa gidiyor…..
Karşınızda duvar var…..Nede olsa her şeyi onlar
sizden daha iyi biliyorlar……….
Bir de bunu yapanların
kendi hemşehrilerinizin olduğunu görüyorsunuz
ya…..Gerisini varın siz düşünün artık…
Burada üzerine basa
basa tekrar belirtmekte fayda görüyorum;
GSM gibi diğer bütün izinler ile ilgili izlenmesi
gereken yol ve yöntemler Maden
Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliğinde
açıklanmıştır. Yukarıda belirtilen kanun
maddelerinde bahsedildiği gibi biz maden üreticileri
ile Kamu Kurum ve Kuruşları ve Bakanlıklar bu
kanuna uymak zorunda olup keyfi uygulamalar yapamazlar.
“Çevresel
Etki Değerlendirmesi Olumlu” veya “Çevresel Etki
Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilen
veya bunların kapsamı dışında olan faaliyetlere,
il özel idareleri tarafından başka bir belge aranmadan
izin verilir.
(Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği Madde-77-5.Paragraf)
Çevresel
etki değerlendirmesi süreci sonunda “Çevresel
Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı alan ve seçme
ve eleme kriterlerine tabi olup “Çevresel Etki
Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alan
tesisler yer seçimi ve tesis kurma izni almış
kabul edilir.
(Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği Madde-78-1.Paragraf)
İşte Yönetmelik
bu kadar açık.Bu konuda başka bir şey söylemeye
hacet kalmıyor.
İsterseniz İl Genel
Meclisinin almış olduğu karar ile ilgili olarak
şu noktayı vurgulayıp sohbetimize haftaya devam
etmek üzere son verelim….
İçişleri Bakanlığının
GSM ile ilgili kanun veya yönetmelik maddelerinin
hiçbirinde HARÇ ALINACAKTIR diye
bir açıklama,not vs. yoktur.
|